Bandoneon Arrabalero

 

Bandoneon Arrabalero

Yeni bir tango gününde hepinize günaydın dostlar. Tango artık yavaş yavaş kötü günleri geride bırakmaya başlar ve yükselişe geçer. Birlikte okuyalım, görelim neler olacak!

“Belirtmek gerekir ki her yıl Nisan ayında Arjantin sosyetesi ve Pampa’nın zengin toprak sahipleri, gemilerle Paris’e gelirler ve iki – üç ay Paris’te kalırlardı. Dönerlerken de ülkelerine birçok Fransız ürünü götürürlerdi. Fransız ürünlerine karşı olan bu yoğun ilgileri mobilyadan parfüme, mücevhere kadar birçok ürünün Arjantin’e ithaline imkan verdi. Hatta Güney Amerika elçilik ve konsolosluklarına yakın mağazalar şişirilmiş yüksek fiyatlarla sürekli el değiştiriyorlardı. Paris’te yaşayan Güney Amerikalıların, editörlüğünü şair Ruben Dario’nun yaptığı bir dergisi bile vardı: Elegancias.

Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen tango, Paris ve Roma dans salonlarında coşkuyla devam ediyordu ve tüm Avrupa’ya dans zevkini tattırıyordu. Paris’te “Fransız”laşan tango, 1913’te daha ‘ehlileştirilmiş’ olarak Arjantin’e döndü.

1914’te I. Dünya Savaşı patlak vermeden hemen önce Ruben Daríos, Elegancias dergisini kapatmak zorunda kalır. Arjantinlilerin Paris’teki yaşamları, yaklaşan savaş ile tehlikeye girmiştir ve bu sebeple de Daríos’un hemen hemen tüm okurları savaş korkusu ile ülkelerine, Arjantin’e dönmüştür. Çok az sayıda da olsa bazı Arjantinliler Paris’te kalıp, Fransa için gönüllü olarak savaşa katılırlar. Tangolu ilk filmler, I.Dünya Savaşı yıllarına rastlar ve hepsi de Arjantin’de çevrilir. 1915’te ‘Nobleza Gaucha’ çevrilir. Bir sonraki yıl, Carlos Gardel’in başrolde oynadığı ve bir denizciyi canlandırdığı sessiz film ‘Flor de Durazno’ gelir. 1917’de ise, tamamen tangoya adanmış ilk film olma özelliğini taşıyan ‘El Tango de la Muerte’ gösterimdedir.

Savaştan hemen sonra, Rudolph Valentino’nun Aztek pançosu ve Endülüs’e özel bir şapkayla bir gauchoyu (bir çeşit kovboy-T.Tavil) canlandırdığı ve ilk Hollywood tangosunu yaptığı, Blasco Ibáñez’in romanından uyarlanan ‘Los Cuatro Jinetes del Apocalipsis ( Apocalipsli dört atlı adam ) filmi gösterime girer. Savaş sonrasında 1920’lere gelindiğinde, hayatın az çok normale dönmesiyle Paris, dans çılgınlığına bıraktığı yerden hızla devam eder. Savaşta Fransa ve İngiltere’ye milyonlarca kutu konserve et temin eden Arjantin’de ekonomik durum son derece iyidir ve bundan fayda sağlayan Arjantinliler, her zamankinden daha zengin olarak Paris’e dönmüşlerdir. Hayat, bıraktıkları yerden tango çılgınlığı ile devam etmektedir. Sadece Fransa değil, İngiltere’de ve Almanya’da da tango eski hayatına kavuşur. Paris’te El Garrón ve El Abasto gibi gece kulüplerinde Francisco Canaro, Osvaldo Fresedo, Pizzaro kardeşler gibi Orquesta Típica’lar çalmaya başlar.”

Bugünkü tarih yolculuğumuzun da sonuna geldik. Hemen günün parçasına geçiyoruz. Francisco Rotundo konuğumuz. Buenos Aires doğumlu sanatçı 1919-1997 yılları arasında yaşamış. Besteci ve piyanist. Kendi Orkestrasını kurmuş. Bu orkestradan dinleyeceğimiz parça “Bandoneon Arrabalero”. Şarkıcı Floreal Ruiz.

İyi dinlemeler.