Francisco Lomuto

 

Francisco Lomuto Orkestrasından “Nostalgias”

Günaydın tango dostlarım. “Couleur Tango” nun hikayesine yine Zeynep Çetinkaya’nın “Tango Tarihi adlı çalışmasından alıntılarla devam ediyoruz.

“Bir ipek üreticisinin elinde sarı-turuncu arası bir renkte, yüklü miktarda saten kumaş stoku kalmıştır. Mağazada beklemekten rengi solmuş olan bu kumaşı satamayan mağaza sahibi, çok düşük bir fiyattan indirime sokar ve adını da ‘Saten-Tango’ koyar. İnanılmaz bir şekilde birkaç gün içinde stok biter ve daha fazla talep gelir. Bu rengin formülünü kaybettiğini söyleyen üretici, diğer üreticilere büyük bir fırsat verir. Açık limon renginden, en koyu safran rengine kadar sarının her tonunu ‘couleur tango’nun tonları olarak satarlar. Bu renk bayan bluzları, erkek ceketleri, bayan çantaları ve diğer tüm kıyafetler de tangoyla beraber gelen değişimden etkilendiler.

Sadece kıyafetler değil, yemek mönülerinden resme kadar her şeyde tangoya rastlamak mümkündü. Bu durumdan faydalanmak ve para kazanmak isteyen genç Arjantinliler de Paris’e gelerek tango öğrenmeye başladılar.

Tango çılgınlığı Paris’ten sonra Londra, Almanya, Rusya ve İtalya’ya da sıçradı.

1913’te Londra çay-tangoları Paris’inkiler kadar popüler olmuştu. Tabii ki Londra’da da tangoya olumlu bakmayanlar vardı. Tangoya yer veren gazetelerin bir kısmı bu yeni dansı yererken, bir kısmı da savunuyordu. 1914’te verilen bir davette onur konuğu İngiliz Kraliçesi idi. Kendisinin tangoya karşı olduğu dedikodusu sebebiyle davet sahibi, konuklar için hazırlattığı ve iki profesyonel dansçı tarafından yapılacak performanstan tangoyu çıkarmıştı. Kraliçe bu durumdan memnun olmadığını dile getirdiğinde yedi dakikalık bir tango gösterisi izlendi ve Kraliçe tarafından ‘büyüleyici’ olarak nitelendirildi. Tango 1913 – 1914 kışında da New York’a ulaştı.

Aynı Paris, Londra, Roma’da olduğu gibi dans salonlarında çeşitli tango partileri düzenlendi. 4 Ocak’ta The New York Times ‘Bütün New York çılgınca tangoyla dönüyor’ diye yazdı. Daha sonraları çıkan bir yazıda ‘Tango popüler olduğundan beri New York’ta, Rio de La Plata’nın güneyinden geldiği söylenen koyu tenli çok sayıda genç adam belirdi’ dendi. The New York Times, Avrupa’da tango yapan tüm yüksek sosyetenin isimlerini veriyordu. Bunlar arasında Danimarka Kraliçesi de vardı. Tüm bunlara rağmen herkes tangoyu aynı coşkuyla karşılamadı. Nasıl ki Almanya’da Kaiser Wilhelm II askerlerine üniformalarıyla tango yapma yasağı getirmişti – ki balolarda her zaman üniforma giyilirdi ve hiçbir balo, askeri davetliler olmadan tam bir balo sayılmazdı – bu da tangoyu sosyete içinde sınırlamak demekti, New York Katolik Kilisesi de tangoya karşı ilk sesini yükseltenlerdendi. Tangonun başarısı yurt dışında yaşayan Arjantinliler arasında, özellikle Paris’tekilerde, utanç yaratmaktaydı”.

Neden mi? Bunun yanıtını bir sonraki yazımızda öğreneceğiz.

Günün parçasını daha önce Libertad Lamarque’tan dinlemiştik. Hatırlarsınız, aynı isimde bir de film çevirmişti ve filmin müziği de bu parçaydı (ben de onu Emel Sayın’ın Arjantin versiyonu ilan etmiştim-teşbihte hata olmaz ☺).

Bu kez bu parçayı Francisco Lomuto Orkestarsı’ndan, Jorge Omar’ın sesinden dinliyoruz.

İyi dinlemeler.