Mano a Mano

 

Hugo Diaz ve Mano a Mano

Haftanın son gününde yine birlikteyiz dostlar. Hepinize günaydın. Kaldığımız yerden devam ediyoruz anlatmaya.

“Zaman içinde tangonun popülerliği azaldı ve yerine başka danslar moda oldu. Tango artık gece kulüplerinde değil, dans yarışmalarında dans edilir oldu. 1930’a gelindiğinde ise Paris’te modası geçmişti. Ancak Arjantin’de bunun tam tersi bir süreçteydi ve tango Altın Çağ’ın en verimli dönemine başlamaktaydı.

Tango, dünyanın büyük bir kısmını fethederken, doğduğu yerdeki gelişimi 1920’lere kadar oldukça kısır kalmıştı. Ancak 1920’lerde Arjantin’in her kesiminden kabul görebilmişti. Savaş sonrası bu yıllarda, ülkenin refah düzeyinin artmasının da etkisiyle özellikle İtalya, İspanya ve Fransa’dan gelen göçmen sayısı toplam iki milyonu bulmuştu.

Tango mekanlarının sayısında da hızlı bir artış vardı.

Tango mekanları, tango dinlemek veya tango dans etmek üzere kendi aralarında farklılıklar gösteriyorlardı. En meşhur tango mekanlarından biri olan Nacional Cafe, Corrientes Caddesi’nde 1916’da açılmış ve açılış gecesinde bayanlardan oluşan bir tango orkestrası sahne almıştı. Bu kafe, yaklaşık 40 yıl tangonun katedrali olarak anıldı. Nacional Cafe gibi, Buenos Aires şehir merkezinde en iyi tango orkestralarına ev sahipliği yapan kabareler ve kafeler birbiri ardına açıldı. Çoğuna Paris’in etkisiyle Fransızca isimler veriliyordu. Ancak Paris’te tango, aynı sosyal sınıftaki kadın ve erkekler arasında yapılırken, Buenos Aires’in sosyal ve müzikal merkezi olan bu kabarelerde, sınıf sınırları olmaksızın dans ediliyordu. Üst sınıf erkekler, mülk sahipleri, zengin gençler yoksul ailelerden gelen ama yetenekleri sayesinde birer kabare dansçısı olan kadınlarla dans ediyorlardı. Conventillo’larda (yıkık dökük binalar) zor şartlarda geçen hayatlarını geride bırakıp, zengin olma hayali kuran ve para karşılığı erkeklerle dans eden milonguita’lar (kadın dansçılar) birçok tangoya konu olmuştur.

Bu durum sadece tango sözlerinde kalmamış, gerçek hayatta da yaşanmıştır. Meşhur tango müzisyeni ve tango sözü yazarı Enrique Santos Discépolo’nun hayat arkadaşı Tania (Ana Luciana Devis), 1920’lerdeki kabarelerin atmosferini anlatırken, kabare patronlarını ömürlerinde hiç çalışmamış, keyfe düşkün, pahalı zevklere sahip erkekler olarak tanımlar. Şişelerce şampanya içen ve havyar yiyen bu erkekler bonkör ama sorumsuzdurlar. Öyle ki, bir dansçıya hediye olarak ev verenler bile vardır. Tango, Paris önderliğindeki değişime rağmen genelevler ile ilişkisini koruyordu. Erkekler hafta içi kendi aralarında yaptıkları pratiklerle, hafta sonları danslarda büyük bir rekabet içine giriyorlardı. En çok beğenilen hayat kadını ile tango yapabilmek için, çok iyi bir dansçı olmak gerekiyordu. İyi tango yapabilmek, bir erkeklik, maçoluk göstergesi olarak algılanıyordu. Yasadışı olmalarına rağmen Buenos Aires genelevleri etkili politikacılar tarafından korunmaktaydılar ve bazı genelevlerde trio ve quartet tango orkestraları bile vardı. Ancak genelevler 1936’da tamamen yasaklandılar.

Bir sonraki yazımızda müzisyenlerden bahsedeceğiz. Şimdi günün sanatçısı ve günün parçasına geçiyoruz. Uzun zamandır dinlemediğimiz bir sanatçı, ağız armonikası üstadı Hugo Diaz’dan bir parça: Mano a Mano .

Keyfiniz bol olsun.