Tangonun Avrupa Serüveni

 

Tangonun Avrupa Serüveni

1900’lerin başında Paris’ e gelmesiyle birlikte tangonun Avrupa serüveni başlar. Tango için, olumsuz pek çok eleştiri yapılmışsa da bu egzotik dans Paris’te hızla kabul görmüş ve sosyetenin yaşamına girmiştir. Robert Cunninghame Graham, 1914’te, tangonun geliştiği neşeli, elit çevrelerin ayrıntılı bir tarifini yayımlamıştır. O yılların yaşantısına ışık tutma adına önemli elbette bu hikayeler. Daimi müşterilerin bir otel odasına gelmesinden itibaren anlatmaya başlar:

Hanımefendiler, eteklerinin yırtmaçlarından görünen şeffaf çoraplarının örttüğü bacaklarının gelip geçici görüntüsünü sunarak, nazik bir biçimde arabadan indiler. Böyle bir görüntünün her erkeği heyecanlandıracağını biliyorlardı ve en iffetli olanlar bile, erkeklerin duygularını altüst etme becerilerinden keyif alırdı”.

Daha sonra anlatı otelin içinde devam eder.

Çaydan sonra herkes bir orkestranın çaldığı büyük salona taşınır. Oraya giderken, erkekler bunaltıcı bir tavırla kadınlara yaklaşıp, kulaklarına onları güldüren, utandıran anekdotlar mırıldanırlar. Bunlar ‘tango argentino’ günleriydi. Kadınlar büyüleyici olduklarını ilan ederlerdi. Erkekler dans etmeye değer tek dans olduğunu belirtirdi”.

Sonra da profesyonel bir dansçı çift dans pistine gelecektir.

Genç bir erkek, kafasına yapışmış düz siyah saçları; öyle ütülü ki, kartondanmış gibi görünen tertemiz pantalonuyla, dize kadar yırtmaçlı olmasa hareket bile edemeyeceği kadar dar bir elbisenin içine girmiş genç bir kadını yönetmektedir”.

Sonra da Graham dansın kendisini tarif eder:

Birbirlerine o kadar yakındırlar ki, dikkatle ütülenmiş pantolon dar eteğin içinde kaybolacaktır; erkek kadını öyle sıkı kucaklar ki, eli kadının yüzünün dibine kadar uzanır. Bir hava akımı içinde dönerler, yere doğru eğilir, dönerken bacaklarını birbirlerinin bacaklarının önüne getirirler; bütün bunlar kusursuz pantalonu  yırtmaçlı etekle kaynaştıracak gibi görünen kalça hareketleriyle birlikte yapılır. Müzik daha da düzensiz bir biçimde devam eder, müzikal tempo artar, ta ki kadın bir zıplamayla kendisini, onu büyük bir dikkatle ayakları üzerine geri itecek olan partnerinin kollarına atana dek. Hemen ardından çift, başlarıyla izleyiciyi selamlayıp gözden kaybolurlar”.

1913’te, Paris’te, şair Jean Richepin, Fransız Sanat Akademisi’nin yıllık toplantısındaki sunuşuna konu olarak tangoyu seçmiştir.

“Tangoya ağır bir biçimde iftira atılmıştır. Bize bu dansın Arjantin’in yer altı dünyasından çıktığı ve seçkin hanımefendilerle beyefendilerin yapmasına uygun olmadığı söylenmişti. Doğru; fakat kökenleri halkla ilişkili olmayan bir dans var mıdır? Tangonun yakışıksız pozlar takındığı için namussuz olduğu da söylenmiştir. Tango onu yapana bağlı olarak namuslu ya da namussuzdur.”

Bu tür anekdotlara zaman zaman yer vereceğim.

TANGO SÖZLÜĞÜ

Adorno: (İng. Embellishment) Süsleme; adımları ya da figürleri daha gösterişli kılmak için yapılan dekoratif eklemeler, vurgular, hareketler.

KİM, TANGO İÇİN NE DEDİ?

Macedonio Fernandez:Tango geçmişle bugünü birbirine bağlar. Bugünden daha iyi, insanın kendini içinde bulacağı gerçek veya düşlenen bir geçmişle…”                (Yıllar Boyunca Tango; AKGÜN Fehmi)

Elvino Vardaro (Buenos Aires 1905-1971), tango bestecisi ve harika bir keman sanatçısı. Neredeyse döneminin tüm sanatçılarıyla çalışmış. Adolfo Carabelli Orkestrası ile çaldığı bir parçada dinliyoruz sanatçıyı: “Inspiracion”.